Son Yazilar
Anasayfa / Boşanma Süreci / Boşanma Davası Usul ve Kurallar / Zina Sebebine Dayalı Boşanma Davasında; Usul, Tazminat, Velayet Konuları
Zina Sebebine Dayalı Boşanma Davasında; Usul, Tazminat, Velayet Konuları

Zina Sebebine Dayalı Boşanma Davasında; Usul, Tazminat, Velayet Konuları

Tüm boşanma davalarında olduğu gibi Zina Sebebi ile açılan boşanma davalarında da belirli usul ve kurallar mevcuttur.

Zina sebebiyle boşanma davasında usul hükümlerini aşağıdaki ayrımlara göre inceleyeceğiz;

  • Davanın tarafları,
  • Fer-i sonuçlara ilişkin tartışmalar,
  • Ayrılık kararı,
  • Bekletici sorun,
  • Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası ile ilişkisi.

Şimdi bu konuya ilişkin olmak üzere Yargıtay’da yapılan uygulamalar ile  Örnekler de vermek suretiyle ayrıntılı açıklamalarda bulunulacaktır.

DAVANIN TARAFLARI

Zina sebebiyle boşanma davalarında; (TMK. m. 161) eşi zina yapmış olan kişi boşanma davası açabilir. Eğer koca ve kadın ikisi de zina yapmışsa her ikisinin de dava açma hakkı vardır. Böyle bir durumda koca ve kadın ayrı ayrı zina sebebiyle boşanma davası açabilirler. Açılacak olan boşanma davasında hak düşürücü süreler hakim tarafından ilk dikkate alınacak noktadır. Her iki taraf da ayrı ayrı dava açabilir.

FER-İ SONUÇLARA İLİŞKİN TARTIŞMALAR

Genel hükümlerden farklı olarak boşanmanın fer-i sonuçlara ilişkin tartışmalara “zina boyutuyla” bu bölümde kısaca değinmeyi yararlı buluyoruz.

Zina sebebiyle boşanma davası (TMK. m. 161) açıldıktan sonra karı veya kocadan her biri dava devam ettikçe diğerinden ayrı yaşamak hakkına sahiptir. Zina sebebiyle boşanma davası (TMK. m. 161) açılınca aile mahkemesi ( yoksa Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi ) hakimi davanın devamı süresince gerekli olan önlemleri kendiliğinden alır. Bu önlemler varsa çocuklara ilişkin önlemler ceza davası konusu teşkil edebilecek durumların oluşmasını önlemek için alınacak tedbir kararları ve talepler doğrultusundaki dava sonuçlanıncaya kadar alınması gerekli olan tedbir nafakası gibi önlemler alınacaktır.

Kadının ya da kocanın zina ettiği mahkumiyet kararı ile sabit bile olsa ihtiyacı varsa kadın ya da koca için uygun miktarda tedbir nafakasına dava tarihinden itibaren kendiliğinden hükmedilir.

Hastalık, yaşlılık, işsizlik gibi sebeplerin varlığı halinde koca yararına da tedbir nafakası (TMK. m. 169) verilebilir.

Tarafların ergin olmayan çocuğu varsa yanında olması koşuluyla istek olmasa bile çocuk yararına da uygun miktar tedbir nafakasına dava tarihinden İtibaren hükmedilmektedir.

Önemli Not:

Zina sebebiyle açılan boşanma davalarında boşanma kararı kesinleşinceye kadar taraflar arasındaki evlilik birliği devam ettiği gerçeği gözden kaçırılmak suretiyle kadın yararına tedbir nafakasının “zina eden kadına (koşulları varsa kocaya) nafaka verilmesi düşünülemez” gerekçesiyle reddedildiğini mahkeme kararlarında sık olarak görülmektedir bu yanlışa ilişkin anımsatmayı bu bölümde yapmayı daha uygun gördük.

Aile mahkemesi ( yoksa Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi) hakimi zina eden kadına tedbir nafakasını kendiliğinden verirken asker olan kocaya ilişkin YİBK’nı gözden kaçırmamalıdır.

Bu şu demektir. Askerlik görevini yapan erkek görev süresince nafakadan muaftır.

Zina sebebiyle açılan boşanma davalarıyla ilgili olmak üzere boşanmanın fer-i sonuçları kapsayan tartışmalardan bir diğeri de manevi tazminat verilip verilmeyeceği sorunudur.

Zina, evlilik birliğindeki sadakat yükümlülüğünün en ağır şekilde ihlalidir. Öğretide zina sebebine dayalı her boşanmada kusursuz eş yararına manevi tazminat verilmesinin zorunlu olmadığı görüşü baskındır.

Eşinin zinasını umursamayan bundan duyguları rencide olmayan taraf boşanma davası açsa bile manevi tazminat alamaz. Ahlak anlayışı çok zayıf ve gevşek olduğu herkesçe bilinen bir kimseye eşinin zinasından dolayı tazminat verilmesinin hakimin takdirinde olduğu VELİDEDEOĞLU tarafından açıklanmaktadır.

Yargıtay ise önceki kararlarında kocanın zinasından dolayı kadına manevi tazminat verilemeyeceği görüşünde idi.

Bu görüşe göre;

“Kocanın başkasıyla zinada bulunması doğrudan doğruya kadına karşı işlenen bir eylem değildir. Başka bir deyimle, kocanın sadakatsiz tutumu ile kadının çevrede zor duruma düşmesi arasında uygun sebep sonuç bağı yoktur. Onun için, mahkemenin görüşü kabul olunduğu zaman, uyuşturucu madde kullanan veya hırsızlık yahut benzeri suç işleyen kişinin dahi boşanma halinde eşine manevi tazminat ödemesi gerekir ki, yasa koyucunun amacı bu değildir. Bu İtibarla maddeye yanlış anlam verilerek manevi tazminata karar verilmiş olması bozmayı gerektirir”.

Hatta bir Yargıtay kararının karşı oyunda bu görüş abartılarak;

“Okyanusta batırılan bir gemideki ilacın, Türkiye’ye gelmemesi sebebiyle ölen kişilerin mirasçılarının dahi, gemiyi batıran dan tazminat istemeleri gibi bir düşünceyi, böyle bir yorum biçimi genelleştirilir ise, haklı bulmak gerekir” diyerek zina halinde manevi tazminat verilmeyeceği savunulmuştur.”

Zinanın diğer eşin saygınlığına, haysiyetine ve şerefine yapılmış en ağır saldırı olduğunu düşündüğümüzden zina durumunda diğer eşe manevi tazminat verilmesi görüşündeyiz.

Zina; Maddi Tazminat ve Manevi Tazminat Gerektiren Bir Boşanma Sebebidir.

Yargıtay, sonradan istikrar kazanan kararlarıyla sadakatsiz davranışın, diğer eşin kişilik haklarına “ve aile bütünlüğüne  ağır bir saldırı oluşturduğundan manevi tazminat verilmesini gerektiren bir eylem taşıması gerektiği noktasına gelmiştir.

Zina sebebiyle manevi tazminat verilip verilemeyeceği konusundaki farklı uygulamalara karşın yargıtayda genel kabul gören görüşleri bu bölümde anımsatmayı uygun gördük. Manevi tazminatın diğer yasal koşullarını ise ilgili bölümde ayrıntılı olarak açıklayacağız.

Maddi tazminata ilişkin yasal koşullan da ilgili bölümde inceleyeceğiz. Kısaca burada belirtmek gerekirse manevi tazminata ilişkin tartışmaların maddi tazminata ilişkin olarak yapılmadığını gözlemlemekte olduğumuzu açıklamak isterim. Burada kusursuz ya da az kusurlu eşin, zina yapan eşten koşulları varsa maddi tazminat isteme hakkının bulunduğunu şimdilik açıklamakla yetinelim.

Zina sebebiyle açılan boşanma davalarıyla ilgili olmak üzere boşanmanın fer-i hükümlerini kapsayan tartışmalardan birisi de zina eden tarafa velayetin verilip verilmeyeceğidir. Genel hükümleri ilgili bölümde açıklayacağız.

Davalının zina etmesi velayetin ona verilmesini mutlaka engellemez. Velayetin verilmesinde sadece çocuğun güvenliği gözetilecektir. Zina sebebiyle boşanma davalarının Velayet yönünden ayırt edici bir Özelliği yoktur. Genel hükümler uygulanır.

Önemli Not: Zina sebebi ile haysiyetsiz yaşam sürme arasında bir ilişki olmadığını düşünen yargıtay aynı yaklaşımı haysiyetsiz yaşam sürme için göstermemektedir. Bu nedenle mutlak olarak çocuk düşünüldüğünde haysiyetsiz yaşam süren kadın ise muhtemelen uyuşturucu batağında veya halk arasında kötü yol denilen hayat kadınlığı gibi bir icra içinde ise çocuğun böyle bir ortamda büyümeye zorlanması düşünülemez. Aynı şekilde erkeğin haysiyetsiz yaşam sürmesi koşulları da çocuğun gelişimi ve güvenliğini riske atacağını düşünen yargıtay verdiği kararlarda haysiyetsiz yaşam süren bireye velayet verme taraftarı değildir. Ancak haysiyetsiz yaşam süren kadın ise ve erkek soy bağını ret ediyorsa ve bunu ispatladı ise erkeğe bir başkasının çocuğuna bakıcılık görevini de yüklememektedir. Unutulmamalıdır ki haysiyetsiz yaşam sürme sebebine dayanan ve bu yönde boşanma kararı alınması için haysiyetsiz bir yaşam sürme cümlesinin içerisindeki devamlılık nedeni ile çocukların bu ispatı yapılan durum için korunması gerektiği görüşü öğretide ve uygulamada hakimdir.

Zina Davasında dava süresince alınan tedbirler ayrı bir konudur çocukların velayetinin kime verileceği ayrı bir konudur. Zina eden annenin veya babanın çocukların üzerindeki velayet hakkı değişmez. Zina eden tarafın kim olduğu velayetin kime verileceği ile ilgili bir sonuç ile ilişkilendirilemez. Velayet kavramı ile boşanma sebebi olan Zina kavramı birbirinden farklı iki kavram olarak algılanır. Zina yapan kadının velayeti alabildiği gibi zina yapan kocanın da velayeti alması mümkündür. Her iki duruma ait örnekler mevcuttur. 



SİZE ULAŞMAMIZ İÇİN FORMU DOLDURUN



Adınız Soyadınız(gerekli)

Telefon Numaranız (gerekli)

E-postanız (gerekli)

Konu

İletiniz

Hakkında Boşanma Avukatı

Boşanma Avukatı kullanıcı ismi NetBosanma sitesi Yöneticilerinin Bosanma ile ilgili Metin içeriği için Kullandıkları isimdir. Tüm ekibimiz Türk Medeni Hukuk sistemi içerisinde en az 10 yıldır avukatlık yapan kişilerden oluşmaktadır.

Yoruma kapalı.

Scroll To Top
Yandex.Metrica