Son Yazilar
Boşanma Sebepleri – Zina

Boşanma Sebepleri – Zina

ZİNA SEBEBİYLE BOŞANMA (Türk Medeni Kanunu. madde. 161)

Zina özel boşanma sebeplerindendir

Zina mutlak boşanma sebeplerindendir. 

Türk Medeni Kanunu . madde. 161, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun düzenlemesi 2004.

Varlığı ispatlandığı anda mutlak boşanma sebepleri arasında olması yanında Maddi ve Manevi tazminat koşullarının oluşmasına neden olur. Zina yapan çalışmayan bayan olması durumlarında bile tazminat’ a hükmedebilmektedir. Evlilik birliğinin kurulması ile birlikte ortada bir akit ve yaptırım ve yatırımlar vardır. Bireylerin keyfine göre bunu bozmasını kanunlar ile bir ölçüde korumak devletlerin görevleri arasındadır.

ZİNA KAVRAMI

Bilindiği üzere evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulması sonucunda eşler için doğan yükümlülükleri şöyle sıralayabiliriz:

  • -          Evlilik birliğinin mutluluğunu el birliği ile sağlamak,
  • -          Çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine özen göstermek,
  • -          Birlikte yaşamak,
  • -          Birbirine sadık kalmak,
  • -          Birbirine yardımcı olmak

Görüldüğü üzere cinsel sadakat evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulması sonucunda eşler için doğan yükümlülüklerinden biridir. Belki de en önemlisidir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 236 f. II hükmüne göre zina sebebiyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 252 hükmüne göre zina sebebiyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin payının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

Toplumların genel gelişimi ve neslin devamı üreme üzerine kuruludur. Bilimsel gelişmelerinde desteklediği akraba genlerin birbiri ile cenin meydana getirecek şekilde döllenmesi sakat bireylerin oluşmasına sebep olur. Bu nedenle zina olası doğacak çocuğun neslinin belirlenmesindeki en önemli engellerden biridir. Bu nedenle gerek İslamiyet öncesi Türk toplumlarında gerek İslamiyet ile birlikte gelen Türk toplumlarında zina her zaman istenmeyen bir toplumsal kural olmuştur. Türk toplumları dışında kalan diğer toplumlarda ise kadının toplum içindeki anlayışı binlerce yılda şekillenmiştir.

İsa’dan önceki 1000 yılda kadın bir mal ve köle olarak görülmüştür. Bu nedenle bir tarım aracı yada beslenen bir hayvana yapılan kasıtlı hareketin hukukta cezai karşılığı olmasına karşın kadın için aynı durum yoktur. Bu nedenle Mal veya köle olarak  düşünülen kadının üzerinde sahibinin her türlü hakkı vardı. (Şiddet uygulama, tecavüz, ) gibi karşılığı o dönemde olmayan yasal eylemlerdendir. İsa’dan sonraki 1000 yılda ise “kazoistik” yapı içerisinde ve kilise etkisinde kalan Türk dışı toplumlarda kadın bir büyücü ve cadı olarak görülmüştür. Kadın toplum içerisinde ya korunabileceği bir kilise ortamında kalmalı yada en kısa zamanda ve çok genç yaşta evlenerek anne olmalı idi. bunun dışında her zaman taciz ve günümüz için suç olan davranışlara her gün katlanmak zorunda kalacaktı. Son 1000 yıllık süreçte ise kadın Türk dışı toplumlarda kararsız kalınan bir durumdadır. Bir mal mı bir köle mi yoksa bir büyücü müdür. Keyfi uygulamalar ile her durum için yeterince örnek vardır. Değişmeyen tek şey ise Türk dışı toplumlarda kadına karşı uygulanan suçlardır.

Bütün bunlara rağmen Türk toplumları kadını bir kutsal anlam ve kavram ile bütünleştirerek onu koruyacak bir sarmal içerisine almıştır. İslamiyet ile birlikte ise İslam dininin kadına ve anneye verdiği değerler nedeni ile çok daha net bir şekilde isimlendirilebilen bir kutsallık sahibi olmuştur.

Her ne kadar günümüzde Türk ve İslam toplumlarında kadına verilen bu değerlerin bazı durumlarda suistimal edildiği görülse de denge çok güzel korunmaktadır. Suistimal oranı kadının eğitim düzeyi ile değişmektedir. Kadının ekonomik dengeler içerisinde yer alma oranı kadın tarafından tek taraflı olarak aile yapısından uzaklaşmayı beraberinde getirmekte olduğu gözlemlenmektedir. Almanya da yapılan bir araştırma İslam nüfusunun yoğun olmasına karşın çalışan kadın sayısının genç nüfus da giderek artmasının gençler arasında evlilik oranlarının giderek düştüğünü göstermektedir. Evlilik yerine birlikte yaşama tercihinin gençler arasında yaygınlaşması endişe vericidir. Almanya da bulunan sivil toplum örgütleri bu konuda seslerini duyurmakta zorluk çektiklerini ifade etmektedirler.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun m. 161 f. I hükmüne göre “Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.”’ Ancak yasada zina dan hangi hareketin murad edildiği açıklanmamıştır”.

Zina’ Türk Hukuk Lügat ında şöyle tanımlanmıştır:

Evli bir şahsın, eşinden başkasıyla cinsi münasebetlerde bulunmasıdır.

Bir akd-i şer’i olmaksızın yapılan haram mücameat tır ki bunu yapan erkeğe “zani”, buna nefsini teslim ve temkin eden kadına da “zaniye” denir.

Zina Nedir? / Zina Tanımı:

“EGGER” tarafından eşlerden biri ile üçüncü kişi arasında vuku bulan cinsel ilişki olarak tanımlanmıştır.

Zina evrensel bir boşanma sebebidir. Zina, evlilik birliğine karşı yapılmış en büyük hakaret ve sadakatsizlik olup hemen her devrin hukukunda bir boşanma sebebi olarak kabul edilmiş, Katolik Kilisesi Hukukunda sonsuz evlilik bağı gevşetilerek ebedi ayrılık sebebi sayılmıştır.

Kuran’a göre ise zina:

İnsanlığı toplum ve birey olarak dejenere eden bir illettir. Had, Allah hakkı olarak yerine getirilmesi gerekli bulunan sınırlı ve belli bir ceza olup zina haddi gerektiren suçlardandır. Kuran’da zina, kadın ve erkek açısından gündeme getirilerek açık bir kötülük olarak belirtilmektedir.

Medeni Hukukumuzda zina:

Eşi dışında karşı cinsten birisi ile istenerek gerçekleştirilen cinsel ilişki olduğu halde İslam Hukukunda zina, evlilik dışı ilişkidir. İbn Kayyım’a göre “evli bir kişinin zinası, evli olmayan yüz kişinin zinasından daha beterdir”. Yani İslam kurallarına göre zina suçu için evli olup olmamak önemli değildir. Evlilik kurumu çatısı altında bulunmayan ( bekar ) insanlarında cinsel ilişki kurması zina olarak değerlendirilir. Cinsel ilişki kuran bireylerden birinin evli olması ise boşanma sebebidir ve her durumda had gerektiren suçlardandır.

Hemen belirtmek gerekir ki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (RG. 12 Ekim 2004, Sayı: 25611) içerisinde zina eylemi suç olarak yer almamıştır.

İsra suresi, 32. ayet: “Zinaya yaklaşmayın, çünkü o, açık bir kötülüktür, çok kötü bir yoldur!”

 

Bu Konuda yerel bir gazetenin İnternet sitesinde yer alan habere göre

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin iki ayrı boşanma davasında aldığı kararlar kesinleşti

1- Evden kaçan evli bir kadının geceyi bir erkeğin evinde geçirmesi zinanın varlığı için yeterlidir. Zina kanıtlanmıştır, boşanma nedenidir

2- Boşanma davası açılan kocanın geceyi bir kadınla otelde aynı odada geçirdiği anlaşılmıştır. Dava zina sebebine dayandırıldığına göre boşanma kararı verilmelidir

KONYA’da yaşayan A.L., karısı M.L.’ye, 2011 yılında “zina yaptığı” gerekçesiyle boşanma davası açtı. Davacı koca A.L., eşinin evi terk ederek başka bir erkeğin evinde geceyi geçirdiğini iddia ederek boşanmak istediğini kaydetti. Davaya bakan Konya 2. Aile Mahkemesi, davalı kadın M.L.’nin geceyi başka bir erkeğin evinde geçirmesinin “zina” olarak yorumlanamayacağını belirterek davayı reddetti. ‘ZİNA İÇİN YETERLİ KANIT’ Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yapılan itiraz üzerine yerel mahkemenin kararını bozdu. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, “Davalının evden kaçıp geceyi başka bir erkeğin evinde geçirdiği anlaşılmaktadır. Bu durum, zinanın varlığı için yeterlidir. Zina kanıtlanmıştır. Öyleyse, istek doğrultusunda boşanmaya karar verilmesi gerekirken, değerlendirmede yanılgıya düşülerek davanın reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır” şeklinde görüş bildirdi. Dosyanın gönderildiği yerel mahkeme, Yargıtayın kararına itiraz etmeyip kararında direnmedi. Böylece Yargıtayın hükmü de kesinleşmiş oldu. İçtihat oluşturacak bu kararın ardından başka bir erkeğin evinde kalmak “zina” nedeni sayılabilecek. Yargıtay, davacı eşin tazminat talebinin de kabul edilmesine karar verdi.

‘AYNI ODADA KALMAK BOŞANMA NEDENİ’ Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, benzer bir karara bu sefer “bir kadınla aynı otel odasında kalan bir erkek” için imza attı. Kocası hakkında boşanma davası açan kadının davasını reddeden Ankara 5. Aile Mahkemesinin verdiği kararı bozan daire, bu durumun zina sayılabileceğini belirtti. Kararda şöyle denildi: “Davalı kocanın, dava açılmadan önce ve davanın devamı sırasında dahi başka kadınlarla birlikte otelde aynı odada kaldığı anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 161. maddesinde yer alan boşanma sebebi gerçekleşmiştir. Davacı kadın, evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı boşanma davasını zina sebebine dayandırdığına göre, bu sebebe dayalı olarak boşanmaya karar verilmesi gerekir.” Yargıtayın kararı, yerel mahkemenin itiraz etmemesi nedeniyle kesinleşti. ‘Zina mutlak boşanma sebebidir.’

KARARLARDA imzası bulunan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi üyesi Ömer Uğur Gençcan, “Zina, Türk Medeni Kanununun 161. maddesinde düzenlenen özel boşanma sebeplerindendir. Zina, aynı zamanda kanunda düzenlenen ‘mutlak boşanma sebepleri‘ arasında sayılmıştır” dedi. Eşlerden birinin zina yapması halinde diğer eşin boşanma davası açabileceğini belirten Gençcan, “Cinsel sadakat, evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulması sonucunda eşler için doğan yükümlülüklerden biridir. Belki de en önemlisidir. Zina sebebiyle boşanma davasında, davaya hakkı olan kadın veya kocanın boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay içinde dava açması gerekir” diye konuştu.

Gençcan, eşlerden birinin otel odasında farklı bir cinsle geceyi geçirmesinin ve karşı cinsle aynı evde sabahlamasının güven sarsıcı durum olduğunun ve ‘zina’ kabul edildiğinin de altını çizdi.

 



SİZE ULAŞMAMIZ İÇİN FORMU DOLDURUN



Adınız Soyadınız(gerekli)

Telefon Numaranız (gerekli)

E-postanız (gerekli)

Konu

İletiniz

Hakkında Boşanma Avukatı

Boşanma Avukatı kullanıcı ismi NetBosanma sitesi Yöneticilerinin Bosanma ile ilgili Metin içeriği için Kullandıkları isimdir. Tüm ekibimiz Türk Medeni Hukuk sistemi içerisinde en az 10 yıldır avukatlık yapan kişilerden oluşmaktadır.

Yoruma kapalı.

Scroll To Top
Yandex.Metrica