Son Yazilar
Anasayfa / Boşanma Süreci / Boşanma Davası Usul ve Kurallar / Boşanma Davası Açılabilmesi Ön Koşulları – I –
Boşanma Davası Açılabilmesi Ön Koşulları – I –

Boşanma Davası Açılabilmesi Ön Koşulları – I –

  Geçerli Bir Evlilik Bulunmalıdır.

Evlilik, cinsiyetleri “AYRI” iki kişinin ömür boyu beraber yaşamasını hedefleyen güç ve çetin bir kurumdur. Evlilik aslında bir beraberlik düşüdür. Evlilik paylaşmaktır. Başka bir anlatımla evlilik bir yaşam ortaklığıdır. Türk Medeni Kanunu Aynı Cins Bireylerin Evliliğini onaylamaz. Bireylerden her hangi biri yasa dışı yollar ile cinsiyet değiştirdiğinde evlilik cinsiyetin değiştiği tarihten itibaren geçerliliğini yitirir.

Türkiye’ de cinsiyet değişimi yasa dışı değildir fakat cinsiyet değiştirmenin belli prosedürleri mevcuttur. Bu süreç işletilerek cinsiyet değişikliği yasal olacaktır. Bunun dışındaki her türlü cinsiyet değişimleri yasa dışı kabul edilmiştir. Yurt dışında yapılan operasyonların Türkiye’de kabul ettirilmesi mümkündür fakat bu süreç de belli prosedürlerin işletilmesi sonucunda olacaktır.

Bilindiği üzere evlilik birliği doğal olarak ölümle, patolojik olarak ise boşanma ile sona erer. O halde boşanma kararı verilebilmesi için ortada geçerli bir evlilik bulunmalıdır.

Yargıtayda tekrar ele alınan bir dava ( Yerel Mahkemelerde görülen dava Temyiz nedeni ile Yargıtayda tekrar görülür.) cinsiyet değişikliği nedeni ile açılan bir davanın kararı aşağıdaki şekildedir.

Eşlerden birinin yasa dışı olarak cinsiyetini değiştirmesi durumunda evlilik, değişikliğin gerçekleştiği tarihte kendiliğinden sona ermiş sayılmalıdır. Bu sebeple cinsiyet değişikliği de evliliği sonlandıran sebeplerden sayılmalıdır.

Yurt içinde yapılan Evlilik;

Taraflar arasında geçerli bir evlilik yoksa boşanma davası söz konusu olamaz. Daha önce boşanma davasının açılmış olması bile yoklukla malul evliliği geçerli hale getirmez. Bu şu anlama gelir; Daha önce boşanma davası açılmış olması ve yerel mahkemenin bu davayı kabul etmesi dava konusu olabilecek bir evlilik ortada olmadığı gerçeğini değiştirmez. Yerel Mahkemede açılan dava ya düşer yada takipsizlik kararı çıkar. Bu nedenle   dava açılmış olması evlilik kurumu varlığını ispatlamaz ve ortada bir evlilik olduğundan söz edilemez. Hatta bu yerel mahkemede bir karar çıkabilir ve bu temyiz edilebilir. Yargıtay da aşağıdaki gibi yoklukla malul olan evlilik ile ilgili boşanma davasını red eder ve bu dava görülemez. Cinsiyeti değişmeyen birey her istediği an bulunduğu yerel mahkemeye giderek evliliğin iptalinin “İLAN” edilmesini isteyebilir.

“…Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle daha önce boşanma davası açılmış olması, yoklukla malul evliliği geçerli hale getiremeyeceğine göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına,”

Yargıtay Kararıdır.

Başka bir anlatımla boşanma davasında karar verilebilmesi için tarafların, hukukun tanıdığı biçimde evli olduklarının tespiti gerekir.

Evliliğin tespiti davasında aile mahkemesi görevlidir.

“…Dava evliliğin tespitine ilişkindir. 4787 sayılı Yasanın 5133 sayılı Yasa ile değişik 4/1. maddesi gereğince 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun üçüncü kısmı hariç ikinci kitabından kaynaklanan davalara Aile Mahkemelerince bakılacağını hükme bağlamıştır. Görev kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması da zorunludur. Gerçekleşen bu durum karşısında dava dilekçesinin görev yönünden reddi gerekirken işin esas metni incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”

Yetkili evlendirme memuru önünde uygun irade açıklanmasında bulunulmamışsa taraflar ne kadar uzun süre birlikte yaşamış olurlarsa olsunlar geçerli bir evlilikten söz edilemez. Geçerli bir evliliğin olmaması nedeni ile boşanma davası da açılamaz. Miras ve haklar konusunda evlilik sebebi ile bir hak iddia edilemez fakat kanun maddeleri ile belirlenmiş farklı suçlar burada mevcuttur. Bu konuda yasal süreç başlatılabilir fakat “boşanma davası” söz konusu olamaz.

Yargıtayda görülen Evliliğin iptali davası (Evliliğin Butlanı) ile ilgili bir karar aşağıdadır. Yerel Mahkeme Evliliği iptal davasını kabul etmemiştir. yargıtay bu konuda aynı görüşte değildir ve davanın kabul edilmesini çünkü ortada davada sunulan delillere göre evliliğin iptal edilmesi ile ilgili ilanın da yayınlanması gerekirken dava kabul edilmemiştir.

“..Evlenme akit inin geçerli olarak meydana gelmesi için evlenecek kişilerin yetkili evlendirme memuru önünde, bu amaca (evlenmeye) uygun irade açıklanmasında bulunmaları zorunludur. (TKM. md. 109, TMK. md. 142) (14.6.1965 tarihli 3/3 sayılı Yargıtay İçt. Bir. Kararı) Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davacı H…n’ın evlenme sırasında evlendirme memuru huzurunda bulunmadığı ve evlenmeye uygun bir irade açıklamasının olmadığı, evlenme defterini onun yerine başka bir şahsın imzaladığı anlaşılmaktadır. Bu durumda akit geçerli biçimde oluşmamıştır. Evlenme yoklukla maluldür. Ortada geçerli biçimde doğmuş bir evlenme akti bulunmadığına göre, tarafların fiilen bir arada yaşamış olmaları ve çocuklarının bulunması sonuca etkili olmadığı gibi olayda objektif iyi niyete ilişkin Türk Medeni Kanununun 2.nci maddesindeki kuralı uygulamak da mümkün bulunmamaktadır. O halde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru görülmemiştir.”

Evliliğin geçerli olmadığı konusunda son derece somut davalardan biri de S.S.K. tarafından açılan bir davadır. İş kazasında ölen Y…f isimli bir işçinin evliliğinin geçerli olmadığı konusundaki ispatlayabileceği sebeplerden dolayı Devletin resmi bir kurumu tarafından açılmıştır. Yerel Mahkeme evliliğin geçerli olmadığı yönünde görüş bildirmiş ve Dini nikahla evli olan Y…f in eşi Olan F…a nın temyiz istemi sebebi ile dava yargıtayda tekrar görülmüştür. Yerel Mahkemenin Vermiş olduğu karar ile yargıtay kararı sonuç olarak farklı değil ama sonuca gitme yöntemi olarak farklıdır.

“…Dava, 27.4.1999 tarihinde ölen S.S.K.’na tabi sigortalı Y…f ile davalı F…a arasında, ölümden 20 gün önce 7.4.1999 tarihinde yapılan evlenme akit inin, evlenenlerden Y…fun irade beyanı noksanlığı sebebiyle iptali isteğine ilişkindir. S.S.K. tarafından 31.7.2000 tarihinde, aktin taraflarından F…a’ya husumet yöneltilerek açılmıştır. Mahkemece; Türk Medeni Kanununun 147. maddesi gereğince evlenmenin mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir. Kararı davalı F…a temyiz etmiştir. Dava incelendi, gereği düşünüldü: Evlenmenin butlanı davası, Türk Medeni Kanununun 146/2. maddesi gereğince ilgisi olan herkes tarafından da açılabilir. Davacı “S.S.K. evli eşe yasal olarak iş kazası ve Ölüm aylığı bağlamakla yükümlü olacağından, menfaati zedelenen kişi olarak dava açma hakkına sahiptir. Bu bakımdan davalının, “S.S.K.’nun dava hakkı bulunmadığı “ yönündeki temyiz itirazı yersizdir. Öte yandan; Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki 4722 sayılı Kanunun 9/3. maddesine göre, eski Hukuka göre geçerli olmayan evlenmenin iptali, Türk Medeni Kanunu hükümlerine tabidir.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 142. maddesi gereğince, evlenmenin geçerli biçimde kurulabilmesi için, evlendirme memuru önünde tarafların karşılıklı olarak bu yöndeki iradelerini açıklamaları şarttır. (14.6.1965 tarihli 3/3 sayılı İçt. Bir. Kararı.) Tarafından birinin iradesinin yokluğu halinde evlenme akti kurulmaz ve böyle bir durumda evlenme “yoktur”.Toplanan delillerden ölü Y…f un evlenme sırasında evlendirme memuru huzurunda bulunmadığı anlaşılmakta olup onun yerine başka bir şahsın imza attığı Adli Tıp raporu ile de sabittir. Bu durumda evlenmenin mutlak butlanla batıl olduğunun tespiti yerine yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekir. Ancak bu yön davacı tarafından temyiz edilmemiş olduğundan bozma sebebi sayılmamış, yanlışlığı işaret edilmekle yetinilmiştir.”

“…Türk Medeni Kanununun 141. maddesi uyarınca evlenme töreninin evlendirme memurunun ve ayırt etme gücüne sahip ergin iki tanığın önünde açık olarak yapılması yine eşlerin yetkili evlendirme memuru önünde evlenme iradelerini açıklamaları gerekir. Taraflar arasında bu şekilde bir evlenme akdi bulunmadığından evlenme yok hükmündedir. Evliliğin yokluğunun tespitine karar verilmesi gerekirken boşanmaya karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”

[highlight]Evlenme iradelerinin sözlü olarak açıklanmasından sonra defterin imza edilmemiş olması ise gerçekleşen evliliği hükümsüz hale getirmez.[/highlight]

Aşağıda ise bir başka yargıtaya giden yerel mahkeme tarafından verilen kararın değiştirildiği bir dava örneğini görmekteyiz. Koca ölmüştür ve Kocanın mirası üzerinde eş hak sahibidir. Erkeğin diğer akrabaları Evlenme Defterini imzalanmaması nedeni ile evliliğin geçersiz olduğunu ve bu nedenle miras hakkı bulunmadığı düşüncesi ile evliliğin geçersiz sayılması davası olan Butlan Davası Açmışlardır.

“..Yapılan soruşturma, toplanan deliller ve dinlenen tanık beyanlarından, ölen A….i ile davalı T….e’nin evlendirme memuru ününde bizzat hazır bulundukları ve bu amaca uygun iradelerini tanıkların önünde sözlü olarak açıkladıkları anlaşılmaktadır. Akit, amaca uygun iradelerin evlendirme memuru huzurunda sözlü olarak açıklanmasıyla oluşmuştur. (TKM.md.109, TMK. md.142) Bu iradelerin sözlü olarak açıklanmasından sonra defterin imza edilmemiş olması, gerçekleşen evliliği hükümsüz hale getirmez. Evlenen A….i’nin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olduğuna ilişkin bir delil de getirilmemiştir. O halde isteğin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”

Yasanın yetkili kıldığı kişi önünde yapılmayan evlenme işlemi hiç yapılmamış (keenlemyekûn) (transactions regarded nonexistent) sayılır.

Editörün Önerisi  “Okumanız Bir çok Şeyi değiştirebilir”:      Boşanma Avukatı Neden gerekir?

Boşanma Davası Açılabilmesi Ön Koşulları – II –

Boşanma Davası Açılabilmesi Ön Koşulları – III –

 



SİZE ULAŞMAMIZ İÇİN FORMU DOLDURUN



Adınız Soyadınız(gerekli)

Telefon Numaranız (gerekli)

E-postanız (gerekli)

Konu

İletiniz

Hakkında Boşanma Avukatı

Boşanma Avukatı kullanıcı ismi NetBosanma sitesi Yöneticilerinin Bosanma ile ilgili Metin içeriği için Kullandıkları isimdir. Tüm ekibimiz Türk Medeni Hukuk sistemi içerisinde en az 10 yıldır avukatlık yapan kişilerden oluşmaktadır.

Yoruma kapalı.

Scroll To Top